İLK X IŞINLARI

İLK X IŞINLARI

X ışınları tıpta iki amaçla kullanıldı: Hastalıkların
tanınmasına yardımcı olmak ve kanseri
tedavi etmek. Bu ışınlar, 1895’te
Almanya’nın Würzburg kentinde, fizik profesörü
Wilhelm Röntgen tarafından bulundu
ve “Röntgen ışınları” olarak adlandırıldı. Kâğıt,
tahta ve etten geçebilen bu ışınlar, metal
ve kemiği aşamıyorlardı. Ayrıca fotoğraf filmini
de karartma özellikleri vardı, röntgen,
bulduğu bu ışınlara, “bilinmeyen” anlamında
“X” adını verdi. Bu buluştan birkaç ay
sonra doktorlar, kemik bozukluklarını saptayabilmek
için röntgen tekniğinden yararlanmaya
başladılar.
1897’de Harvardlı bir öğrenci olan Walter
Cannon, bizmut eriyiği içirilen bir hayvanın
bağırsaklarının röntgen ışınları ile
fotoğrafının çekilebileceğini kanıtladı. Bu buluş,
insan iç organlarının da röntgen ışınlarıyla
incelenebilmesini sağladı. 1950’li yıllarda, radyoloji,
hastalıkların tanısındaki işlevi açısından
doruk noktaya çıktı. Gama-kameraların
ve halk arasında “ayna” olarak bilinen aygıtların
bulunmasıyla X ışınlarının kullanımı
azaldı. Daha sonra canlı dokular üzerindeki
etkisinden yararlanılma yoluna gidildi ve özellikle
kanser tedavisinde kullanıldı. 20. yüzyılın
başından itibaren, özellikle, cilt, dil ve
boğaz kanserlerinde ışın tedavisi büyük ölçüde
etkin oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir