Niçin kadınlardan meşhur ressam veya besteci yok?

Niçin kadınlardan meşhur ressam veya besteci yok?

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve
öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün
öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik,
orkestra şefliği gibi.
Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır.
Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine
pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda
kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama
Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir
zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.
Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın
şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar
erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı
olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir
çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine
doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek
istememelerinden mi?
Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde
niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman
ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı
bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri,
aşçıbaşıları hep erkek?
Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir
açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki
yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler
sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.
Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu
yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek
çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar
yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar.
Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.
Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve
iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan
deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye
daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha
başarılı oldukları saptanmıştır.
Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya
tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan
özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede
sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ
beyin ise tümevarım ile inceler.
İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha
başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra
yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü
kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu
branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir