Vakum nedir?

Vakum nedir?

Boşluk, havasızlık anlamında kullanılan ‘vakum’ terimi çoğu kez yanlış anlaşılır.
Normal şartlarda, deniz seviyesinde, vücudumuzun her santimetrekaresi
üzerinde l kilogram hava basıncı vardır. Parmağınıza l kilogramlık bir yük
taksanız zor taşırsınız ama parmağınızın minik bir bozuk para büyüklüğünde
olan kısmı üzerinde her zaman bu ağırlık vardır. Bir de bütün vücudun üzerinde
olanı düşünün.
Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu hayli yüksek basınç
altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna göre ayarlanmıştır.
Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz azalırsa (uçakta veya
yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız başta olmak üzere
bunu hemen algılar.
İşte basıncın, santimetrekareye l kilogram (1000 gram) olan atmosfer basıncının
altına düşmesine vakum denilir. Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800
gram) bir basınç pratikte atmosfer basıncının ne kadar altında ise o kadar yani
l000-800= 200 milibar vakum olarak ifade edilir.
Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük olduğunda
üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre vücudumuz
da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı atmosfer
basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge bozulacağından ve iç
basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak üzere tüm organlarımız
zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme götürebilir.
Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına ulaşmaktır ki, bu pratikte
mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir ortamın hakiki yani
mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron, ve atomun diğer
küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda ‘neutrinus’ denilen
partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum vardır diyemiyoruz.
Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler ki yüzde
99,9999….vakumdur diyebiliriz.
Elinize bir şişe alıp havasını boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız
şişenin içinde vakum oluşmuştur diyebiliriz. Şişenin kapağında bir delik
açarsanız dışarıdaki hava derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır.
O halde dünyamızı çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu
ortamına kaçmıyor?
Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik
basınçtır. Atmosferde 10,000 metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş
yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16,000 metrede 0,1
kilograma düşer.
Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı sıfıra yaklaşır. Havanın
vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı yoktur, bu nedenle uzayın
boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız da uzayın boşluğuna
kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir